Bilgi

Yabancılaşma Nedir?

Yabancılaşma kelimesini duyduğumuzda veya gördüğümüzde aklımıza gelebilecek bir sürü şey vardır. Neye göre yabancılaşma? Ben bu soruyu kendime sorduğumda ‘insanın doğaya yabancılaşması’ oluyor cevabım. Yabancılaşma kavramını ele alan Karl Marx sosyolojisi bu kavramı ikiye ayırmaktadır. İlki kapitalist pazarın, sistemin yarattığı yabancılaşma diğeri ise benim ve çoğu insanın aklına gelen doğaya yabancılaşmadır. Marx bunu doğadan kopuş olarak adlandırmaktadır.

Doğadan kopuş denildiğinde aklıma gelen şey insanın kendi halinde olma durumu, kendini soyutlama durumu oluyor. Doğayla iç içe bir toplum olmamıza rağmen bir çoğumuz kendi halinde olmaktan mutluluk duyar. Bizi rahatsız etmesi gereken bu düşünce bana göre günümüzde fazlasıyla arttı. Yabancılaştık çevreye, insanlara, hayvanlara, doğaya ve daha aklıma gelmeyen nicelerine. Doğadan koparak aslında hem kendimize hem de doğaya zarar veriyoruz.

Koptuğumuzu sandığımız doğayı yalnızlığa itiyoruz kendimizle birlikte. Kendi doğamızı kuruyoruz, tek kişilik. Sizce tek kişilik bir doğa ne kadar güzel ve çekilir olabilir ki? Bana sorarsanız bir süre zevk alabiliriz ancak sonrasında çekilmez olur. Günümüzde bunun somut örneklerini şu zamanlarda yaşamaktayız aslında. Tüm insanların  doğadan koptuğunu görüyoruz. Hatta doğadan kopuştan ziyade insanlar birbirlerinden uzak kaldılar, koptular. Ve bunun sonucunda çoğumuz psikolojik olarak kötü hissediyor ve mutsuz oluyoruz.

Bakıldığında bilim, teknoloji, kültür bizim için iyi olan ve bizi geliştiren şeyler olarak görülür. Fakat insanlar teknoloji bağımlılığıyla kendilerini yabancılaştırmaktadırlar. Artık çoğu insanın birlikte tiyatroya, sinemaya gitmek yerine kendi evinde kendi televizyonunda veya bilgisayarında filmini izlediğini görmekteyiz. Ne kadar doğru olduğu veya ne kadar iyi bir durum olduğu elbette ki tartışılır. Ancak tartışmaya kapalı olan tek şey bu durumun yabancılaşmaya sebep olmasıdır.

Yabancılaşma Nedir?

Çoğunlukla büyük şehirlerde insanlar birbirlerinden soyut yaşıyorlar. Komşuluk ilişkileri yok denecek kadar az durumda. Karşılaşıldığında selam verme alışkanlığı dahi artık kaybolan değerlerimiz arasında. Çoğumuz evden çıktığımız an elimizde telefon kulağımızda kulaklık karşımızdaki insana selam vermeyi bırakın karşımızdaki insanı görmüyoruz bile. İşte bu hayatın bize sunduğu gelişmeler yabancılaşma sebebi oluyor aslında. Ama bunu düzeltmek veya topluma karışmak, kendi doğamızın yanında toplumsal doğayla iç içe olmak tabi ki bizim elimizde.

Doğaya Yabancılaşma

İnsanların kendi doğalarını oluşturmak istemeleri elbette çok normal. Kendi düşünceleri, inandıkları, gördükleri ve istedikleriyle yaşamak her insanın hakkı. Ama yabancılaşmadan, yabancılaştırmadan. Peki kendi doğasına çekilemeyenler?

İşte burada Marx’ın yabancılaşma kavramını ayırdığı ilk madde geliyor aklıma. Sistemin yarattığı yabancılaşma . Marx’a göre insanlar kendi ürettiği şeye sahip olamadıkça, doğaya, ürettiklerine istemeyerek yaşadığı o hayata yabancılaşıyor.  Bu yaklaşıma göre baktığımızda, evet çoğu insan kendi istediği doğaya çekilemiyor, sahip olamıyor ve gittikçe yabancılaşıyor dünyaya, yaşadığı doğaya.

Bu konuda en çok rastladığım örnek ‘ bir fabrika işçisinin, yıllarca sadece ve sürekli makine vidası sıkması. Bunun sonucunda da o işten nefret etmesi. İşte bu durum o işçiyi işinden hatta kendinden soyutlamaktadır. Yabancılaştırmaktadır. Yabancılaşma konusunda bir diğer örnek ise bedenimize yabancılaşma Sevmediğimiz, istemediğimiz bir bedene sahip olduğumuzda bedenimize yabancılaşabiliyoruz. Aynada kendimize bakmaktan nefret ettiğimiz günler olabiliyor. Ve uzaklaşıyoruz kendimizden, kendi doğamızdan. Bir insanın kendinden soyutlanması, kendine yabancılaşması da olabilecek en kötü olaydır aslında.

Dilimizin Yabancılaşması

Bambaşka bir noktadan bakacak olursak, asıl yabancılaşma aslında dilimizde olan yabancılaşmadır. Günümüzde çoğu insanın dilini düzgünce kullanamadığını görmekteyiz. Dilimize dahil olan yabancı kelimeler ve bizim onları fazlasıyla kabullenişimiz, bizi değerlerimizden uzaklaştırmaktadır. Bir nevi kopuştur bu. Yabancılaşmak aslında hayatımızın her yerinde var. Yaşamımızın tüm noktalarına dokunuyor. Karmakarışık bir düzen. Ne yaparsak yabancılaşmayız? Yabancılaşmamak için ne yapmalıyız? Bu sorulara cevap bulmak güç.

12 harften oluşan bu kelime aslında ne kadar çok şey barındırmakta. Altında yatan anlamlar ve dayattığı gerçekler toplumun önemli gerçeklerinden bir tanesi. Yapılması gerekenin ne olduğu konusunda bu kavramla ilgilenen Marx bir çözüm buldu mu bilmiyorum. Fakat karmakarışık olan bu kavram, düşünürken bile yabancılaşmaya yol açabiliyor. Ötekileşmeden, ötekileştirmeden doğadan kendimizi koparmadan ve kendimize yabancılaşmadan yaşayabilirsek ne mutlu bize.

Daha Fazla Göster

Mustafa

Blog okumayı seven ve araştırma yapmayı ilke edinmiş bir editör.

Bir Yorum Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı